Archive for category: İletişim

Twitter’da kariyerinizi etkileyebilecek 5 hata

Twitter’da kariyerinizi etkileyebilecek 5 hata

Twitter, iş dünyasında Linkedin kadar önemli görünmüyorsa da son dönemde sıkça kullanılmaya başlandı.  İnternet tam anlamıyla gerçek hayatı karşılamaz ama hayatın ve düşüncelerinizin bir tür yansımadır. Özellikle İnsan Kaynakları profesyonelleri artık işe alım yaparken, kişilerin twitter profiline hatta bütün sosyal medya hesaplarını inceleyebiliyorlar…

Yeni öğrenme biçimleri ve YouTube EDU

Yeni öğrenme biçimleri ve YouTube EDU

Google’a yazdığımız bir soruya veya konuya anında cevap bulabiliyor, anında o konu ile ilgili çok sayıda makaleye, sunuma ve hatta en önemlisi konunun uzmanı tarafından anlatıldığı bir videoya ulaşabiliyoruz. Bu durum, öğrenme biçimimizi değiştirirken var olan eğitim sisteminin de değişeceğine dair sinyaller veriyor.

Genç kuşaklar iPad ile büyürken, eğitim sistemi köklü bir değişim geçiriyor. Bu değişimi arka planında ise iş dünyası yatıyor. Sanayi çağına göre hazırlanmış eğitim sistemi, sanayi çağının bitmesi ile birlikte, bilgi çağına geçiş yapıyor ve bilgi çağının eğitim sistemini istiyor.

Uzaktan eğitimin çok yaygınlaşacağını, 4 yıllık üniversite eğitiminin tarihe karışacağını şimdiden görebiliyoruz. Mesela Google da oturduğumuz yerden İnsan Kaynakları diye arama yaptırdığımızda karşımıza 14.800.000 sonuç çıkıyor. Gelişmiş aramaya geçip sadece sunum olarak sonuç istediğimizde ise karşımıza 163000 adet sunum çıkıyor. Bu Powerpoint ile hazırlanmış sunumlar ortalama 10-15 dakika sürüyor. Yine Google aracılığıyla İnsan Kaynakları hakkında video araması yaptığımızda ise 2.630.000 video ortaya çıkıyor. Bunlara twitter, facebook, linkedin ve bloglarda var olan verileri de katınca, ortaya muazzam bir içerik çıkıyor.

İnsan Kaynakları ve Kariyer Blogları

İnsan Kaynakları ve Kariyer Blogları

Yenibiriş.com‘un iki ayda bir çıkardığı İnsan Kaynakları dergisi Yenibiriş Dünyası isimli dergi bu sayısında Türkiye’deki İnsan Kaynakları bloglarını haber yapmış. Doğal olarak bu blogların içinde Yetenek ve Kariyer.com da var.  İlgili haberleri ulaşmak için aşağıdaki görsellere tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Bloglar 2006 yılından beri iş dünyasının bilgi kaynağını oluşturmada oldukça etkin konumdalar. İş dünyası ile ilgili başlayan blog yazma alışkanlığı İnsan Kaynakları profesyonellerini de içine kattı ve bir elin parmaklarını geçmeyen Türkçe İnsan Kaynakları Bloglarına yenileri de eklendi. Yurt dışında yazılan çok sayıda İ.K. blogu varken bu sayı Türkiye’de şimdilik 20 civarında… 

Dinlemeyi bilmeyen konuşmayı öğrenemez.

Dinlemeyi bilmeyen konuşmayı öğrenemez.

Etrafımıza baktığımızda çok sayıda konuşan insan görüyoruz. Herkes konuşuyor, bazen o kadar çok konuşuyorlar ki onları durdurup araya bir kaç cümle sıkıştırmak bile oldukça zor oluyor. İşin en ironik yani ise şu: Çok konuşan bu tarz kişiler, en çok kendilerinin konuştuklarını, herkesin onları dinlediğini düşünüyor ama  konuştuklarını aslında kimse dinlemiyor. Çünkü dinlemeyi bilmeyen bir kişi, konuşmayı henüz bilmiyor demektir ve sesi duyulmayacaktır.

Sisli havada silahını ateşleyen bir avcı isabetli bir atış yapamaz.  Sadece kendi yerini belli eder!

Müzakerelerde durmadan konuşmak çok tehlikelidir. Elimizdeki her şeyi savururuz ve elimizde hiçbir şey kalmaz. Bu sırada muhtemelen karşı tarafta çoktan dinlemeyi kesmiş ve savurduklarımız boşa gitmiştir.

En iyi konuşmacılar aynı zamanda en iyi dinleyicilerdir. Psikolaglar insanları çabuk ikna ederler. Bunun nedeni onları sürekli dinlemeleri ve daha çok anlatmaya teşvik ederek, onları çözmeleridir. Bu sırada her iyi müzakereci gibi doğru soruları da sorarlar. Ama her zaman ve önce dinlerler.

Z kuşağı ve iş dünyasındaki büyük değişim

Z kuşağı ve iş dünyasındaki büyük değişim

Z kuşağı iş dünyasına en sert girişi yapıp tüm yönetim sistemlerini dağıtacak ve iş dünyasında çok şeyi değiştirecek  ilk kuşak olacak. Çünkü bu kuşak çok farklı bir teknoloji ile büyüyor. Artık şirketler bu İnternet çocukları için stratejileri gözden geçirmeye başladı bile.

Şüphesiz İnsan Kaynaklarının da bu kuşağa göre stratejilerini şimdiden hazırlaması gerekiyor. Bu kuşak Y kuşağından bile çok farklı bir yaşam deneyimine sahip. Okuma yazma öğrenmeden İphone kullanmaya başlayan sonra ise tabletler ile dokunmatik yetişen bir kuşaktan bahsediyoruz.

Dokunmak iletişim sürecinin en samimi kısmını oluşturuyor. Z kuşağı ekranlara dokunarak dünyayı öğreniyor.  Ve bu yetişme tarzı onları offline yaşamdan kopartıyor. Kitaplar ve dergiler, klasik eğitim ve öğretim sistemleri bu kuşak için etkisisiz olacak! Aşağıdaki video bahsettiğim her her şeyi özetliyor. iPad kullanan 1 yaşındaki bebek normal dergilerden hoşlanmıyor ve onlarında görüntülü olmasını istiyor.

YouTube Preview Image

2003 yılından sonra doğan bu kuşağın en büyüğü henüz  8 yaşında. Bu kuşak tam teknoloji çağı mensubu. Taşınabilen, hep yanlarında olan küçük aygıtları var. Netbook,  iPod, iPhone, iPad ayrılmaz parçaları. Ev ödevlerini “elektrikler kesildi, ondan yapamadım” değil; “internet bağlantım kopuktu” diyen ondan yapmadım diyecek kuşak. Yeni teknolojik olanaklarla iletişim ve ulaşım kolaylıkları ile hep iletişim halindeler.

Karşılıksız iyi niyetin karşılığı ve sonuçları

Karşılıksız iyi niyetin karşılığı ve sonuçları

Karşılıksız iyi niyet ve sonuçları, hem müzakerelerde, hem de günlük yaşamda oldukça ilgimi çekmiş ve sonuçlarının insanlarda yarattığı şaşkınlık bana ironik gelmiştir. Bununla ilgili bir yazı kaleme almak üzereyken, bu konuda yazılmış çok daha iyi bir yazıya rastlayınca, kendi yazım yerine Mike Freedman’ın yazısını paylaşmak istedim.

“Geçenlerde eğitim verdiğimiz bir otelde kahve molası ana eğitim odasına kurulmuştu. Bazı katılımcılar bu ana odada hazırlık yaparken diğerleri başka odalarda çalışıyor ve bu masada sunulan yemeklere ulaşamıyordu.  Adil olunması gerektiğini düşünerek, bir tabağa sandviçler, kekler, kurabiyeler yerleştirdim ve onlara götürdüm.   Odada oturan üç bayan bir tabağa baktılar, bir bana baktılar ve hep bir ağızdan “kahve?” diye sordular.

Daha farklı bir tepki bekleyemezdim aslında. Gerçek şu ki her kursta, özellikle ilk canlı vakada bir kaç katılımcının karşı tarafa hiç bir şart koşmadan sadece iyi niyet gösterisi olarak bir şey verdiğini görüyoruz. Bunu neden yaptıklarını sorduğumuzda ise bize bu jest/hediye veya esnekliğin “kazan-kazan” anlaşmasına gitmek için işbirlikçi bir ortam yaratmanın ilk adımı olduğunu söylüyorlar. Ancak, ne zaman bir “iyi niyet” gösterisi görürsem içimden ‘eyvah’ dediğimi fark ediyorum…

Sunum hazırlarken nelere dikkat etmeli?

Sunum hazırlarken nelere dikkat etmeli?

İş dünyasında, sunumlar eskiden tepegözler vasıtasıyla yapılırdı. Fotokopiler halinde hazırlanan sunumlar, tepegözler vasıtasıyla dinleyicilere anlatılırdı. Bol yazılı az grafikli ve çoğunlukla siyahbeyaz sunumlardı bunlar. Yıllar önce, microsoft’un oficce yazılımları ve powerpoint sayesinde sunum teknikleri de değişiklik göstermeye başladı.

Artık Powerpoint sayesinde, sunumlar daha renki, daha kolay hazırlanıyor ve daha rahat sunuluyor. İlk zamanlar bilgisayardan idare edilen sunumlar zamanla sunum kumandaları sayesinde rahatlıkla sunulmaya başlandı. Ama tüm bu gelişmelere rağmen sunum içeriklerinde oluşan bazı hatalar, sunumların hala renksiz geçmesine ve sıkıcı olmasına yol açabiliyor. Şimdi sunum hazırlarken nelere dikkat etmemiz gerektiğine göz atalım.

1- Sunumu sunacak kişinin, mutlaka sunumu kendisinin hazırlaması gerekiyor. Sakın asistanlarınıza hazırlattığınız sunumları insanlara anlatmaya çalışmayın. Bu durum, sunuma olan hakimiyetinizi azaltığı gibi, bazen sonraki sayfalarda gelecek şeyleri bilmediğiniz için, konuya erken girmenizi ve sunum geldiğinde de anlatacak şeyler tükendiği için, “daha önce buna değinmiştik” deyip o slaytı pas geçmenize yol açıyor. Dinleyicileriniz de bu durumda “Madem değinmiştik, o zaman ne demeye gösteriyorsun” diye düşünebilirler. İyi sunum yapmak için, o sunumu mutlaka sizin hazırlamış olmanız gerekiyor.