Archive for category: Motivasyon

Dan Pink ile şaşırtıcı motivasyon teknikleri

Dan Pink ile şaşırtıcı motivasyon teknikleri

Bundan böyle her hafta bir Ted Konferansı sunumunu blogumda yayınlayacağım. TED konferansları farklı alanlardaki uzman kişilerin bilgilerini ve deneyimlerini sunumlarla aktardıkları, her sene yapılan konferanslardan oluşuyor.

Yayınlayacağım ilk sunum Daniel H. Pink’e (Dan Pink) ait. Dan Pink, ünlü bir kariyer analisti ve danışmanı. İş dünyasında bir ilk olan, Johnny Bunko isimli, manga şeklinde hazırlanmış ilk iş kitabının de yazarı aynı zamanda. Türkçeye çevrilmiş, “Aklın Yeni Sırları” isimli bir kitabı var. Aşağıda izleyeceğiniz sunumumda Dan Pink, motivasyon kavramını yeniden sorguluyor.

Perakendenin yeni silahşörleri: Perakende Çalışanları

Perakendenin yeni silahşörleri: Perakende Çalışanları

Perakende sektöründe satışları yükseltmek ve yeni müşteri kazanmak yaşamak için temel amaçtır. Ama nedense bütün perakendececiler bunun için hep aynı yolu denerle ve istedikleri başarıyı yakalamakta hep zorlanırlar.Reklamlar, insertler, kampanyalar hep benzerdir. Bu rekabetin kaçınılmaz sonucudur aslında. Her şey benzeşmeye başlayınca da ka payları azalmaya ve benzeşmeye başlar.

Herkes farklılık yaratacak bir şey rayıp durur. Satışa odaklanmaktan mıdır bilinmez, hep ürün üzerine strateji geliştirilir. Bu strateji de gelip, perakendenin silahşörlerinden ilki olon “Fiyat” a dayanır kalır.

Fiyat: Enflasyon döneminin baş tacı olan bu silahşör, enflasyon zamanında bol stok ve depolama ile çoğu perakendecinin göz bebeği olmuştur. Enflasyon düşüp, ürün bulunabilirliği oluşunca, gözden düşmüş olsa da hala çoğu perakendecinin gönlündeki silahşördür. Ürüne fiyat vurup, piyasayı sallandırmak hala sıkça denenen bir yöntemdir.

Ama herkes aynı toptancıdan ürün aldığı için ister istemez, piyasayı sallandırmak toptancıya ve ürerticiye pahallıya mal olabilmektedir. Bu da son zamanlarda Fiyat silahşörünün keskin silahlarını elinden almış ve onu sessiz kılmıştır. Arada bir naraları duyulsa da çoğu zaman beyhudedir bunlar.

Hayat size, sizin gözlerinizle bakıyor

Hayat size, sizin gözlerinizle bakıyor

Gördüğünüz dünya, çoğu zaman sizin bakışınızla eşdeğerdir. Bir şeyleri kaybedeceğinizi düşünerek bir işe başlıyorsanız, bir şeyleri kaybedersiniz. Bir şeyleri kazanacağınızı düşünerek bir işe başlıyorsanız, kazanırsınız. Hayatımızda hep eksikliklere odaklanırız. “Aslında ofisim, caddeye bakan odada olmalıydı” deriz. Eksiklikler, daha fazla eksiklik getirir. Klasik hikaye. Bardak dolu mu boş mu?

Şirketlerini batırmış 3 kişinin yeni bir şirket kurup kazanma olasılığı daha başından sıfır oluyor. Önyargılar, başarıyı engelliyor. Aynı şekilde şirketlerini yükseltmiş 3 kişinin yeni bir şirket kurup batma olasılığı da sıfır oluyor.

“Yapamazsın, edemezsin, olmaz, biz 10 yılda bile yapamadık” sözlerini hep duyarsın.Oysa onlar öyle gördüklerinden öyle olur. Genelllikle şirkete yıllar sonra dışarıdan katılmış bir çalışan, eski çalışanlara göre daha başarılı olur. Bunun nedeni henüz şirket hakkında önyargılarının olmamasıdır. Böylece şirket de ona karşı önyargılı olamaz. Hayata bakışı ve hayatın bakışı gibi.

Y kuşağı ve İnsan kaynakları

Y kuşağı ve İnsan kaynakları

Sanayi devrimi, sert ve tepeden yönetim gerektiriyordu. Baskıcı bir çalışma düzeni ve makineleşmiş insanlar vardı. (Makineler, insanların yerini alıyordu, insanlar bu açığı kapatmak için makinelerle uyumlu ve makinelere benzer şekilde çalışmaya başladılar. Derken sanayi devrimi Tofler‘in Zenginlik devrimine bıraktı yerini. Ve inanılmaz bir bilgi devrimi yaşamaya başladık.İnsan Kaynakları, tıpkı pazarlamacılar gibi, Z ve Y kuşağı ile yakından ilgilenmeli.

3. Dalga olarak bilinen Bilgi Toplumu yavaş yavaş oluşmaya başladı bile. Bununla birlikte müşteri istekleri daha da artı. Bu da donanımlı personel demek. Donanımlı personel ise genellikle şu anda Y kuşağından(1977-1994 doğumlular) oluşuyor.Gelelim Y kuşağının bazı bilinen özelliklerine.

  • Çok kanallı TV ile büyümüşler, internet’i tanıyıp hemen adapte olmuşlar.
  • Uzun süreli sadakat göstermeyen ve kolay kolay tatmin olmayan bir yapıya sahipler.
  • Kendilerinde ve işvereninden beklentileri oldukça yüksek
  • Eğitimin ve öğrenmenin sürekli olmasına inanıyorlar, şirket içi eğitimleri önemsiyorlar
  • Sorumluluk almaya çok hevesliler ve hemen kendilerini ispat etmek istiyorlar
  • Kendini ve tercihlerini rahatlıkla ortaya koyabiliyorlar, daha girişimciler.
  • Rahatlarına düşkünler, çalışmayı ve sosyalleşmeyi pek sevmiyorlar.
  • Direkt emir almaktan ve ast olmaktan hoşlanmıyorlar.
  • Yüksek otorite karşısında çok rahatsız oluyorlar, daha esnek ve anlayışlı patronlar/yöneticiler istiyorlar
  • Kendi fikirlerine çok önem veriyorlar ve fikirlerinin mutlaka sorulmasını istiyorlar.
  • İleriye dönük olarak eski kuşaklara göre daha hırslılar, çok çabuk yükselmek istiyorlar.