Son zamanlarda İnsan Kaynaklarında en çok konuşulan konulardan biri de kuşaklar. Özellikle Y kuşağı oldukça revaçta. Hangi konferansa baksam karşıma mutlaka bir Y kuşağı konusu çıkıp duruyor. Her zamanki gibi araç ve amacı karıştırdığımızı düşünüyorum. Burada amacı unutup araca yoğunlaşınca Y kuşağı, başarının önüne geçmeye başladı.
“Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar, yetişkinlere karşı saygısızlar, ebeveynlerine karşı çıkıyorlar ve öğretmenlerini sinirlendiriyorlar…”
Yukarıdaki cümle Y kuşağı için mi yoksa Z kuşağı için mi söylenmiş? Yoksa X kuşağı için mi söylenmiş? Bazılarınız tam da bugünün gençleri için söylenmiş diyebilirsiniz. Aslında hiçbiri değil. Bu cümle, 2361 yıl önce M.Ö. 350 yılında Aristotales tarafından söylenmiş. O zaman ne Y Kuşağı ne de Z kuşağı vardı. Ama o zaman da gençler vardı. Kuşaklara ve kuşak çatışmalarına yukarıdaki bilgi çerçevesinden bakmak daha yararlı olacak…

Başarısız bir çalışma ortamı tembelliği getirir. Tembellik ise başarısızlığı artırır. Bundan da mutsuzluk ortaya çıkar. Bu döngü her başa döndüğünde mutsuzluk çoğalır ve içinden çıkılamaz bir hal alır. Bu durumda sıkışıp kalan kişi stres ve depresyonla karşı karşıya kalmaktadır.
Bir iş için mülakata girdikten sonra işe alınmak özellikle gençlerde büyük hayal kırıklığı yaratıyor ve bu genç yaşlarında hayata küsmeye başlıyorlar. Oysa işe alınmamaları çoğu zaman başarısız ve değersiz oldukları anlamına gelmiyor.İşe alınmamanın bir çok sebebi olabilir ve bunların çoğu, işe başvuran kişiyle ilgili değildir.
Bir gün bir şirket kurulur. Şirkete masalar, sandalyeler, bilgisayarlar, telefonlar alınır, ofisler yapılır. Müşteriler, hedef kitle, tedarikçiler araştırılır, bulunur. İşe elamanlar alınır, masalar dolar, telefonlar çalar, stratejiler yapılır, ürünler üretilir, pazarlama planları yapılır, reklamlara tonla para saçılır… Derken, işlerin iyi gitmesi gerekirken aslında işlerin hiç de iyi gitmediği anlaşılır.
Herkesin bir yeteneği olduğunu ve bu yeteneğini kullanabildiği sürece iş hayatında mutlu olacağını ve bunun sonucunda da mutlu bir yaşam geçireceğini düşünürüm. Kariyer nedir? sorusuna vereceğim cevap, kariyer = mutluluk olacaktır. Mutlu bir kariyer için, yeteneğin keşfedilmesi gerekiyor. Yıllarca, yeteneğini kullanmak yerine, herkes gibi, herkesin yaptığı mesleklerde, yeteneğini hiç kullanmadan çalışan milyonlarca mutsuz insan var etrafımızda. Çoğunun mutsuzlukları yüzlerine yansıyor. Çoğu üzgün, çoğu boşuna yaşıyor. İnsan yeteneğiyle doğmuştur ve her insanın mutlaka bir yeteneği vardır.
“Zayıf yeteneklerinizi geliştirin ve başarılı olun”. Bu cümle, öz gelişim ve yetenek yönetimi konusunda söylenen en büyük yalandır. İnsanlar, yıllar boyu, kitaplarla, kurslarla, seminerlerle zayıf yeteneklerini geliştirmeye çalıştılar, çabaladılar ama başarılı olamadılar. Sonunda başarısız oldular. Başarısız oldukça daha çok zayıf yeteneklerini geliştirmeye çalıştılar. Bu kör döngü sürüp gitti.
Yorumlar