Post Tagged with: "Farkındalık"

Tecrübe nedir ve Kariyerimizi nasıl etkiler?

Tecrübe nedir ve Kariyerimizi nasıl etkiler?

Bazı şeyleri yaşamadan öğrenemeyiz, bunlar eğitimin bile işe yaramadığı anlardır. İnsan bazen bir olayı kendisi yaşamadan anlayamaz. Kariyer de bazen böyle bir şeydir. Yaşamadan, öğrenemeyeceğimiz çokça şey vardır. Başarısızlıklar, yanlış davranışlar, hatalı iletişim tarzları tecrübeyi şekillendiriyor gibi görünür. Buraya kadar her şey biliniyor. Çok fazla bilinmeyen ise bu durumlardan neler öğrenileceği ve bu durumlar karşısında nasıl davranılacağıdır.

Tecrübe insanın başına gelen kötü bir şey değildir. Önemli olan insanın başına gelen kötü şeyle ilgili ne yaptığıdır. Aldous Huxley

Huxley’in bu cümlesi ise hata sürecini tersine çevirmenin yolunu bize gösteriyor.

Bilimsel cahillik ve öğrenememek

Bilimsel cahillik ve öğrenememek

Bir konu hakkında uzman olmak için çok çalışmak ve öğrenmek gerekir.  Ama dünya dönmeye devam ettikçe, her şeyi bilmek mümkün değildir. Mutlaka yeni bir şeyler vardır. “Ben bu konudaki her şeyi biliyorum, bu işin uzmanıyım” diyen birisinden korkmak gerekir. Bu her şeyi biliyorum durumu “Bilimsel cahillik” tir.  Bazen çok bilmek cahilliğin en kötü biçimidir. Çok bildiğini sanırken burnun dibindeki olayı çözemez. Terzi kendi söküğünü dikemez durumu biraz. Oysa durum daha karmaşıktır.

Konuşmalarında çoğunlukla referans veren, doktora tezi gibi konuşan, bilimsel yazıların arkasına sığınan, konuları değişmez yasalara endeksleyen, duruma göre değişen davranışların farkında olmayan ve cümlelerinde Türkçe olmayan yabancı kelimelere sıkça yer veren  kişiler bilimsel cahilliğe çok yatkındırlar. Bu kişilerin bilgisi arttıkça, farkındalıkları azalır. Oysa bilgi artıkça farkındalığın artması gerekir eğer farkındalık artmazsa bilgi bilimsel cahillikten öteye gitmez ve karşılaşılan durumlar karşısında bir işe yaramaz.

Bu konuyla ilgili  çok güzel bir öyküyü aktarmak isterim.

Motivasyon, hedef ve harekete geçmek

Motivasyon, hedef ve harekete geçmek

Motivasyon, Latince’de hareket etme anlamına gelen mot kökünden türetilmiş bir kelimedir. Motivasyon, coşkuyla bir işi yapmaktır. Sabah işe başlarken heyecan duyuyorsanız, motivasyon var demektir. Heyecan yoksa bir işi yapmak için var olan enerjiniz solup gitmiştir.  Çoğunlukla iş yerinde problemli bir durum oluştuğunda çalışanın motivasyonu yerle bir olur. Oysa motivasyon insanın kendisiyle ilgilidir.

Motivasyonda en çok gözden kaçırılan kısım ise motivasyonun başlangıcıdır, yani ilk adımı atmaktır. İlk adımı atabilmek için ise nereye doğru gidildiğinin bilinmesi gerekmektedir. Yani HEDEF belli olmalıdır.

Yaptığım iki bin küsur mülakatta “İş hayatındaki hedefin, amacın nedir?” sorusunu duraksamadan cevaplayan çok az aday gördüm. Soruyu cevaplayan çoğu kişinin maalesef hedefi yok!  Akıntıya kendini kaptırmış giden, hedefi olmayan bir çalışanlar ordusu ve bunları sadece primlerle motive etmeye çalışan şirketler var. Motivasyon sadece para ile olmaz. Geçen gün Ekin Ulukök sayesinde haberdar olduğum Freakonomics ( Ekonomanyak) adlı belgeselde bunun güzel bir örneği vardı…

Mutsuzluk, tembellik ve başarıya iki çıkış yolu

Mutsuzluk, tembellik ve başarıya iki çıkış yolu

Başarısız bir çalışma ortamı tembelliği getirir. Tembellik ise başarısızlığı artırır. Bundan da mutsuzluk ortaya çıkar. Bu döngü her başa döndüğünde mutsuzluk çoğalır ve içinden çıkılamaz bir hal alır. Bu durumda sıkışıp kalan kişi stres ve depresyonla karşı karşıya kalmaktadır.

Uzmanlara göre mutsuzluk hangi kaynaktan doğarsa doğsun tembellikten besleniyor…Günümüzde, çağa ayak uyduran insan, ‘mutlu insan’ olarak değerlendiriliyor. Çağı yakalayamayanlar ise hem kendileriyle hem de çevreleriyle çatışmaktan kurtulamıyor.

Üniversite mezunları nasıl iş bulur ?

Üniversite mezunları nasıl iş bulur ?

Geçen hafta yapılan Avrupa İnsan Yönetimi Konferansında Selen Kocabaş‘ın sunumundaki bir veri oldukça önemliydi.

“Lise seviyesindeki istihdamda işsizlik oranı azalırken, üniversite mezunu seviyesindeki istihdam da işsizlik oranı artıyor.”

Üniversite mezunları giderek daha çok işsiz kalıyor. İş başvurularında üniversite mezunlarının sayısı yükselirken, işe girme şansları ise düşüyor.

Bunun çok önemli 2 nedeni var.

1- Üniversiteler en az 4- 5 yıl sürüyor. 4-5 yıl herkes iş dünyasından uzak kalıyor!

2- Çok sayıda üniversite mezunu var ve bu yüzden bu alanda rekabet yüksek

Peki üniversite mezunu işsiz olmamak için neler yapmak gerekiyor?

Bunun cevabı 1. nedende aslında. 4-5 yıl iş dünyasından uzak kalmamak için üniversite okurken iş dünyasının içine girmenin de bir yolunu bulmak gerekiyor.

Üniversite eğitiminiz,  kariyerinizi engellemesin!

Yeteneğinizin farkında mısınız?

Yeteneğinizin farkında mısınız?

Herkesin bir yeteneği olduğunu ve bu yeteneğini kullanabildiği sürece iş hayatında mutlu olacağını ve bunun sonucunda da mutlu bir yaşam geçireceğini düşünürüm. Kariyer nedir? sorusuna vereceğim cevap, kariyer = mutluluk olacaktır. Mutlu bir kariyer için, yeteneğin keşfedilmesi gerekiyor. Yıllarca, yeteneğini kullanmak yerine, herkes gibi, herkesin yaptığı mesleklerde, yeteneğini hiç kullanmadan çalışan milyonlarca mutsuz insan var etrafımızda. Çoğunun mutsuzlukları yüzlerine yansıyor. Çoğu üzgün, çoğu boşuna yaşıyor. İnsan yeteneğiyle doğmuştur ve her insanın mutlaka bir yeteneği vardır.

Ama kullandırmıyorlar ki! O zaman biraz cesur olmalı ve yeteneğin kullanacağı bir iş yeri aranmalı . Yok burası iyi, rahatım iyi yeteneğe gerek yok diyorsanız o zaman suratınızı asmaktan ve şikayet etmekten vaz geçmelisiniz. Peki yeteneğinizin farkında mısınız? Yeteneğinizi nasıl bulacaksınız?