Post Tagged with: "özgelişim"

Bilimsel cahillik ve öğrenememek

Bilimsel cahillik ve öğrenememek

Bir konu hakkında uzman olmak için çok çalışmak ve öğrenmek gerekir.  Ama dünya dönmeye devam ettikçe, her şeyi bilmek mümkün değildir. Mutlaka yeni bir şeyler vardır. “Ben bu konudaki her şeyi biliyorum, bu işin uzmanıyım” diyen birisinden korkmak gerekir. Bu her şeyi biliyorum durumu “Bilimsel cahillik” tir.  Bazen çok bilmek cahilliğin en kötü biçimidir. Çok bildiğini sanırken burnun dibindeki olayı çözemez. Terzi kendi söküğünü dikemez durumu biraz. Oysa durum daha karmaşıktır.

Konuşmalarında çoğunlukla referans veren, doktora tezi gibi konuşan, bilimsel yazıların arkasına sığınan, konuları değişmez yasalara endeksleyen, duruma göre değişen davranışların farkında olmayan ve cümlelerinde Türkçe olmayan yabancı kelimelere sıkça yer veren  kişiler bilimsel cahilliğe çok yatkındırlar. Bu kişilerin bilgisi arttıkça, farkındalıkları azalır. Oysa bilgi artıkça farkındalığın artması gerekir eğer farkındalık artmazsa bilgi bilimsel cahillikten öteye gitmez ve karşılaşılan durumlar karşısında bir işe yaramaz.

Bu konuyla ilgili  çok güzel bir öyküyü aktarmak isterim.

Daha iyi dinlemenin 5 yolu

Daha iyi dinlemenin 5 yolu

Dinlemek iletişimin başlangıcıdır. Dinlemeyi bilmeyen konuşmayı öğrenemez. Gittikçe daha da gürültülü olan dünyamızda, ses uzmanı Julian Treasure, “Dinlememizi kaybediyoruz” diyor. Treasure, bu kısa, etkileyici konuşmada, etrafınızdaki diğer insanları ve dünyayı bilinçli dinlemek için kulaklarınızı yeniden akort etmenin 5 yöntemini paylaşıyor.

 Julian Treasure Ses uzmanı, Sound Business isimli kitabın yazarı. Sitesine buradan bloguna ise buradan ulaşabilirsiniz.
Zayıf yeteneğinize değil güçlü yeteneğinize odaklanın

Zayıf yeteneğinize değil güçlü yeteneğinize odaklanın

“Zayıf yeteneklerinizi geliştirin ve  başarılı olun”. Bu cümle, öz gelişim ve yetenek yönetimi konusunda söylenen en büyük yalandır. İnsanlar, yıllar boyu, kitaplarla, kurslarla, seminerlerle zayıf yeteneklerini geliştirmeye çalıştılar, çabaladılar ama başarılı olamadılar. Sonunda başarısız oldular. Başarısız oldukça daha çok zayıf yeteneklerini geliştirmeye çalıştılar. Bu kör döngü sürüp gitti.

Artık zayıf yeteneklerinizi geliştirmeyi bırakın. Diyelim zayıf yeteneklerinizi geliştirdiniz. En gelişmiş zayıf yeteneğiniz ortalama bir seviyeye ulaşabilir. Ama oldukça gelişmiş güçlü bir yeteneğiniz sizi zirveye götürür. Zayıf yeteneklerini geliştirmiş, ortalama biri mi olmayı istersiniz, yoksa güçlü tek bir yeteneğe sahip biri mi olmayı isterdiniz.

Okuldayken, tüm derslerden başarılı olmamız istenirdi. Başarısız olduğumuz derse daha çok çalışır ve onu da en azından orta yapmaya çalışırdık. Ama kimse çok başarılı olduğumuz derse odaklanmamızı istemezdi. Ne büyük yanlış.

Yeteneğin keşfi ve başarıya giden yol

Yeteneğin keşfi ve başarıya giden yol

Yetenek nedir? Yetenek kelimesinin sözlük anlamını incelediğimizde karşımıza şöyle bir tanım çıkıyor. ” Yetenek: Bir duruma uyma konusunda, organizmada bulunan, doğuştan gelen güç ve kapasitedir” Bu tanıma göre yetenek doğuştan geliyor ve uyumla ilgili bir şey. Yani çok isteseniz de ses yeteneğiniz yoksa iyi bir ses sanatçısı olamıyorsunuz.Çok çalışsanız bile bir alanda yeteneğiniz yoksa başarıyı yakalayamıyorsunuz.

O zaman yeteneği olmayan insanlar başarısız mı olacak ? Hayır! Herkesin bir ve birden çok yeteneği mutlaka vardır ama bu yeteneğin farkında olmak gerekiyor. Yeteneğin en yanlış bilinen tarafı tam da bu noktada ortaya çıkıyor. Yeteneği yetenek sahibi değil, genellikle ailesi belirliyor.

Hayat size, sizin gözlerinizle bakıyor

Hayat size, sizin gözlerinizle bakıyor

Gördüğünüz dünya, çoğu zaman sizin bakışınızla eşdeğerdir. Bir şeyleri kaybedeceğinizi düşünerek bir işe başlıyorsanız, bir şeyleri kaybedersiniz. Bir şeyleri kazanacağınızı düşünerek bir işe başlıyorsanız, kazanırsınız. Hayatımızda hep eksikliklere odaklanırız. “Aslında ofisim, caddeye bakan odada olmalıydı” deriz. Eksiklikler, daha fazla eksiklik getirir. Klasik hikaye. Bardak dolu mu boş mu?

Şirketlerini batırmış 3 kişinin yeni bir şirket kurup kazanma olasılığı daha başından sıfır oluyor. Önyargılar, başarıyı engelliyor. Aynı şekilde şirketlerini yükseltmiş 3 kişinin yeni bir şirket kurup batma olasılığı da sıfır oluyor.

“Yapamazsın, edemezsin, olmaz, biz 10 yılda bile yapamadık” sözlerini hep duyarsın.Oysa onlar öyle gördüklerinden öyle olur. Genelllikle şirkete yıllar sonra dışarıdan katılmış bir çalışan, eski çalışanlara göre daha başarılı olur. Bunun nedeni henüz şirket hakkında önyargılarının olmamasıdır. Böylece şirket de ona karşı önyargılı olamaz. Hayata bakışı ve hayatın bakışı gibi.

İş hayatında başarılı olmanın yolları

İş hayatında başarılı olmanın yolları

İş hayatında ne yaparsak yapalım, ya da daha geniş bakacak olursak, hayatımızda ne yapacaksak yapalım, hep başarılı olmaya çalışırız. Başarı çoğu kişinin hayatında, para ya da verilecek ödüllerden daha değerlidir. Peki başarılı olmanın yolları var mıdır? Hatta bunu beş maddeye indirip, bunları uygularsanız başarılı olabilirsiniz, diyebilir miyiz? Cevap kesinlikle “hayır”dır.

Eğer, böyle basit yollar olsaydı herkes başarılı olurdu. Ama herkes başarılı olamıyor. Emin olun, bunu sağlayacak bir kitap da henüz yazılmadı. Yazıldığı iddia ediliyorsa da doğruluğundan şüphe etmek gerekiyor. Yani insanı 5 dakida başarılı yapacak bir formül yok.

Bunun en büyük nedeni, insanların kişilik olarak farklı olması ve kendilerine ait bir karakter yapılarının olması. Doğal olarak bu da farklılığı getiriyor. Hepsine bir başarılı kuralı verip, hepsinin başarılı olmasını sağlamak imkansız.

Başarı kişinin yapısına göre değişecektir. Şu soruyu sormak gerekiyor. Ben nasıl başarılı olurum? Bu sorunun cevabı ise soruyu soranda yatıyor. Nasıl başarılı olacağını sadece kişinin kendisi bilebelir. Resim yapmaktan çok hoşlanan ve çok güzel çizimleri olan bir ilk okul öğrencisi düşünün. Bu çocuk liseye geçtiğinde matematiği ve fiziği hiç sevmeyebilir ve okulda başarısız bir öğrenci olabilir. Bu durumda, bu çocuğu tembel ve zeki değil diye suçlamak mı lazım?